ÇAĞDAŞ İRAN'DA DİN-TOPLUM İLİŞKİSİNE İLİŞKİN YAKLAŞIMLARIN DİNİ BİLİM MERKEZLERİ EKSENİNDE İNCELENMESİ


Özet Görüntüleme: 49

Yazarlar

  • NESLİŞAH BAŞBUĞ ULUSLARARASI EL-MUSTAFA ÜNİVERSİTESİ

Anahtar Kelimeler:

İran- Din-Toplum İlişkisi- Dini Bilim Merkezleri

Özet

İran'ın modernite ile yakın karşılaşmasından önce, din adamlarının düşünce yaklaşımları, toplum ve diğer insanlarla uyumluydu, din alimleri ve ilahiyat okuyanlar genel halkla daha fazla düşünce yakınlığana sahipti. Ancak modernite ve bilimcilik, rasyonalizm, özgürlük, rölativizm ve hümanizm gibi ekollerin temellerinin yayılmasından sonra toplumda farklı spektrumlar ortaya çıktı ve bu da İran'ın dini toplumunda temellerde ve düşüncede çeşitliliğe neden oldu. İran, İslam Cumhuriyeti, yani şeriat temelli olduğunu iddia ettiğinden, din ve İslam toplumunun beslenme kaynağı olan dini medreselerin veya ilahiyat fakültelerinin din ve toplum ilişkisine bakışı iki kat önemlidir. Bu konu din ve toplum ilişkisine ilişkin yaklaşımlar şeklinde kendini göstermektedir. Dini öğretiler veya dini bilim merkezleri alanında geçmişte farklı görüş ve düşünceler olsa da, şimdi bu çeşitlilik her zamankinden daha fazla kendini göstermiştir. Toplumun basit bir yapısı olduğunda ve bu yapı, dini bir sistemde, din adamlarının görüş ve düşünceleri ile aynı olduğunda, yaklaşımdaki çeşitlilik zorunlu olarak dışlanır. Ancak bir toplumdaki yapı, temel ve düşünce çeşitliliği geniş bir statü kazandığında, din-toplum ilişkisine ilişkin din adamları arasında mutlaka farklı yaklaşımlar olacaktır. Bu metin, din ve çağdaş İran'ın sosyal durumu arasındaki ilişkiye ait dini medreselerinde ve ilahiyat fakültelerinde mevcut olan farklı yaklaşımları keşfetmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın sonucu olarak, din ve toplum ilişkisine ait genel olarak üç yaklaşım tespit edilmiştir: dondurulmuş yaklaşım, yenilenmiş yaklaşım ve yenilenen yaklaşım. İlk yaklaşımdan kasıt, din-toplum ilişkisini ele alırken şeriatı ana ekseni haline getiren yaklaşımdır. Bu şekilde din, şeriat hukuku ve fıkıh yoluyla toplumla yüzleşmeli ve fıkıh, ampirik ve nesnel modellere ihtiyaç duymadan Müslümanların sosyal sorunlarına çözümler sunmalıdır. Dini medreselerde güçlü bir şekilde mevcut olan bu tutumun kökleri Şeyh Ansari, Haeri, Khoi ve Khansari gibi dini düşünürlerin görüşlerine dayanmaktadır. İkinci yaklaşım, Müslüman entelektüeller arasında daha yaygındır ve araçsal akıl, tarihsellik, anlayışın göreliliği, hümanizm ve modernitenin diğer batılı temellerini vurgular. Şebüsteri, Melikiyan, Suruş, Fazıl Meybodi ve Muhsin Kadivar gibi isimler bu tutumu desteklemektedir. Son yaklaşım ise, önceki iki yaklaşıma karşı eleştirel bir tutuma sahiptir, şeriatı korumak ve modern toplumla gerçek bir biçimde yüzleşmek için orta bir yol kat etmektedir. Bu yaklaşım daha çok dini bilim merkezlerinde destekçisi bulunan İmam Humeyni, Mutahari ve Allame Tabatabai'nin görüşlerinde bulunabilir. Bu yaklaşımın sonuçlarından biri de, dini medreseler ve üniversiteler arasında derin bir işbirliğinin kurulması ve bu yaklaşım doğrultusunda araştırma enstitülerinin faaliyete geçmesidir.

Yayınlanmış

07.06.2023

Sayı

Bölüm

Bildiri