Felsefede İsfahân Ekolü


Özet Görüntüleme: 163

Yazarlar

  • Sedat Baran Batman Üniversitesi

Özet

Günümüzde İran’ın orta kesiminde yer alan ve uzun bir tarihi geçmişe sahip olan İsfahân şehri,  Safevilerin ikinci en kudretli şahı olarak kabul edilen I. Şah Abbas döneminde imparatorluk payitahtı ilan edildikten sonra bütün yönleriyle gelişim göstermiş bir şehirdir. Şiiliğin Safevi imparatorluğunun resmi mezhebi hâline getirilmesi aynı şekilde Safevi şahlarından I. Şah Abbas’ın özellikle ilim erbabını himaye etmesiyle birlikte İslam dünyasının farklı bölgelerindeki Şii din adamları ve sayısı binlerle ifade edilen Şii talebeler bu şehre yönelmiş ve zamanla bu şehri dönemin en önemli kültür, bilim ve sanat merkezine dönüştürmüştür. Bu yüzden İsfahân şehrine doğunun ilim merkezi anlamına gelen “Daru’l-İlmi Meşrik Zemin” lakabı verilmiştir.

Felefe tarihinde İsfahân ekolü diye tabir edilen ekol de bu dönemde; özellikle “Muallim-i Sâlis” unvanıyla şöhret bulan Mîr Dâmâd öncülüğünde ve Mîr Findiriskî ile Şeyh Bahâeddin Âmilî gibi isimlerin katkılarıyla teşekkül etmiş bir ekoldür. Sözü edilen bu ekolde zamanla; Mîr Dâmâd’ın öncüsü olduğu Hikmet-i Yemanî, Molla Sadrâ’nın müessisi olduğu Hikmet-i Mütealiye ve Molla Receb Ali Tebrizî’nin temellendirdiği üç felsefi mektep ortaya çıkmıştır. Bir bütün olarak İsfahân ekolü ve bu ekolün içinde gelişen söz konusu bu üç mektep, kendi bünyesinde barındırdıkları tüm farklılığa rağmen Meşşâî ve İşrâkî felsefe geleneğine ilaveten Kur’an-ı Kerim ve ondört masumdan rivayet edilegelen bilgi ile irfanî şühûdu kaynak ve esas olarak kabul eder. Bu ekol aynı zamanda farklı düşünce yöntemlerinin buluşma yeri ve noktası olarak da kabul edilmiş; din ile felsefe ikiliğini ortadan kaldırmış bir ekol olarak da değerlendirilmiştir. Elbette bu sentetik yaklaşım İsfahân ekolünün farklı düşünce yöntemlerinin bir derlemesi olduğu anlamına gelmez. Bu ekolde tıpkı arıların farklı bitki türlerinden polen toplayarak bal üretmesi gibi farklı düşünce yöntemlerinden istifade edilerek yeni felsefi meseleler açıklanmış veya mevcut problemlere yeni çözümler sunulmuştur. İsfahân ekolünde hakikat bilgisi sadece akılla elde edilen bir bilgi kuramı olarak ele alınmamıştır. İlim kaynağından iphamsız şekilde bilgiyi aldığına inanılan Peygamber ve Ehlibeyt’ten gelen rivayetlere teemmül ve irfanî tecrübeyle de hakikat bilgisinin kesbedilebileceği şeklinde bir yaklaşım vardır. Yani bu ekol, akla, vahye ve irfanî keşfe dayanan epistemolojik yapıya sahip bir ekoldür ve vahiysel öğretiler ile irfanî tecrübeler rasyonel düzlemde aklî kurallara uygun bir yöntemle açıklanır. İsfahân ekolünde yetişmiş filozoflarının en önemli özelliği ilmi açıdan kapsayıcı olmalarıdır. Söz konusu filozoflar aklî ve naklî ilimler alanında yetkin kimseler olup farklı disiplinlerde önemli eserler ortaya koymuş kimselerdir. Mîr Dâmâd, Mîr Findiriskî, Molla Sadrâ, Molla Receb Ali Tebrizî, Mollâ Muhsin Feyz-i Kâşânî, Mollâ Şemsâ Gîlânî, Seyyid Ahmed Alevî, Mollâ Abdürrezzâk Lâhîcî gibi isimler İsfehân ekolünün en önemli filozofları olarak karşımıza çıkarlar.

Anahtar Kelimler: İslam Felsefesi, İsfahân Ekolü, Hikmet-i Yemanî, Hikmet-i Mütealiye, Mîr Dâmâd, Molla Sadrâ.  

Yayınlanmış

07.06.2023

Sayı

Bölüm

Bildiri